RUHUMUN ACILARINLA SEVİŞİYORUM...

28/6/2007 - SUSACAK VAR...

Susacak Var

Bana kalbini ver.

Avuçlarımda tutacağım mayınların yerine.

Acele giden gece zamanlarında çarpacağım bir duvar emniyetinde gülüşünü ver bana. Düşerken dibe, soluklanacağım ama asla tutmayacağım ellerini ver bana.

Tercüme edilmemiş öfkeler seyrelsin ömründe.

Yüksek sesler alçakça dinlenir.

Bana usul sessizliğini ver.

Lütuflar karşılık ve karışıklık için sunuluyor hayatın asil isimlerince.

Adının anlamını ver bana.

Telaffuzunda özlemlerin dindiği adını ver bana.

Başkaları, bu aşkı oyalamak için var olur.

Ne kadar durdururlarsa nefesini, o kadar hızlanırlar.

Bana kendini ver.

Her şeyden ayıkladığın kendini...

En iyi ölüm berbat bir yaşamın kıyısında bekler.

Seninle gerçeklerin intizamlı duruşunda yalanlar yumağını çözmek için varım.

Bana gücünü ver.

Yaralar değil canı yakan. İzin tendeki çirkinliği ve merhemin kabadayı yardımseverliği ...

Yaralarını göster ve bana izlerini ver.

Günün bütün aynaları beni gösterdi aksinde.

Baktıkça seni gördüm.

Bana var oluşunun sırrını ver.

Günbatımlarında gözümün değdiği yerlere kurul.

Senden olma güneşlere kamaşsın bakışım.

Bana zamanını ver.

Atlardan daha hızlı koş oraya.

Soluk soluğa kaldıkça koş...

Yarını ertelediğim geçmişin geçmezliğine inat, vaktinde yetişmek için bana, bir kez olsun yok et geç kalışını ve durmadan koş oraya. Bana verdiklerinle bekliyorum seni. Düşsüz ve sonuna kadar gerçekli bir aşkın içinde…

Kuşlara takılmasın ayakların.

Takatini zorla ve koş...

Oraya... Kent soysuzlarının, aşk eşkıyalarının, gurur kırmak için hendek kazanların, dokunuşun esrarından acizlerin, kontrol edilmeyen sevilerin, intiharla harlanmayan yaşamların olmadığı oraya.. Koş...

Ben bütün gemileri uğurladım. Gitmeyeceğim.

İçilmiş yeminleri kustum şehrin meydanına.

Yıldız sağanağına bağır açmış bir yeryüzündeyim.

Yazılmış sözleri susuyorum.

Konuşarak, yazılmamışları siliyorum.

Bana hecelerini ver.

Yarım kalan öykülerimin noktası olmaktan vazgeç.

Bana başlangıçlara yeter hevesini ver.

"Susacak var" edilen bir yemin, sözle tutulamayan.

Bana yüzünden çizgiler ver, gülüşünle belirginleşen ve hiçbir gamzeye yer açmayan.

Suya yazılmaktan kurudu kelimeler...

Bana bir cevap ver!

Yorum (2) :: Yorum yaz! :: Bağlantı

10/4/2007 -

 

 

Tanıdığım tek bir hayalin olmadığı bu ruhsuz dört duvar arasında ruhumu dinlendirmeye çalışıyorum…

Sensizlik kulağımda şarkı söyledikçe geçmişe dair kelimeler gözlerimden yaş olup dökülüyor…

Dudağıma değdikçe yaşlar anlamsızlaşıyorlar…Tek tek topluyorum gecenin koynundan damlaları…bir çığlık kopuyor yüreğimde:

Sen Benim İçin Hiç Ağlamadın ki.....

 

 

 

 

UYKUYA İHTİYACIM VAR...

Gözlerim tanrıma kapanıyo....

....yorgunum....

Yatağına uzanmıs ve boynundan öpülmüş gibi mayıstım hayatta...

Kokun üzerimde...

Yeni doğan bebek kokusu gibi...

Kendimi yitirdim gecenin içinde..

Sessizliğe bulandı bütün melekler...

Tanrılar yarattım hayallerime inansınlar diye...

Kokunun anlamsızlığı üzerimde...

Yıkadılar bedenimi...

Soğuk sulu dusta bedenimi ovalamanla eş değerde saflığın...

....YALAN....

Artık yalan kokuyorum...

Melekler dusuyo yatagıma..

İsterdimki lambamın etrafında uçuşsunlar bende isliyim...

....yalnızım....

Sonra gittiler....

Tanrılar beni terketti...

Korkuyla sevişen hayallerimi yitirdim...

...büyüdüm....

Aradım kendimi ..

Hiç doğamamısım..

Küçük bi kızın tecavüze ugrayan bedenine saklanmısım...

Nefesim bekaretini yitirdiğindeyse küçük kızı içime alıp ona hayat vermişim...

UYKUYA İHTİYACIM VAR SANIRIM

Küçük kız ruya gormek istiyo...

O adamı astığı salıncakta sallanmak istiyo...

Kokusu bebek..

Tadı masum,kızın yasadıklarına nefreti buyur ve butun tanrıları kendisi öldürür...

Aradığım o'mu bilmiyorum..

Ama kızımın ,kokusu aynı benim kokumdu..

Kan ve Bebek kokusu karışımı...

......................................................

......................................................

Hayatın geçmiş tadı burnumda tütüyor.. Bir paça ÖLÜME ihtiyacım var.. .. .. ..

 

Yorum (3) :: Yorum yaz! :: Bağlantı

30/3/2007 -

 

 

 

 

 

O kadar da önemli değildir bırakıp gitmeler,
arkalarında doldurulması mümkün olmayan boşluklar bırakılmasaydı eğer.

Dayanılması o kadar da zor değildir,
büyük ayrılıklar bile, en güzel yerde başlatılsaydı eğer.

Utanılacak bir şey değildir ağlamak,
yürekten süzülüp geliyorsa gözyaşı eğer.

Yüz kızartıcı bir suç değildir hırsızlık,
çalınan birinin kalbiyse eğer.

Korkulacak bir yanı yoktur aşkların,
insan bütün derilerden soyunabilseydi eğer.

O kadar da yürek burkmazdı alışılmış bir ses,
hiçbir zaman duyulmasaydı eğer.

Daha çabuk unuturdu belki su sızdırmayan sarılmalar,
kara sevdayla sarıp sarmalanmasalardı eğer.

Belirsizliğe yelken açardı iri ela gözler zamanla,
öylesine delice bakmasalardı eğer.

Çabuk unutulurdu ıslak bir öpücüğün yakıcı tadı belki de,
kalp, göğüs kafesine o kadar yüklenmeseydi eğer.

Yerini başka şeyler alabilirdi uzun gece sohbetlerinin,
son sigara yudum yudum paylaşılmasaydı eğer.

Düşlere bile kar yağmazdı hiçbir zaman,
meydan savaşlarında korkular, aşkı ağır yaralamasaydı eğer.

Su gibi akıp geçerdi hiç geçmeyecekmiş gibi duran zaman,
beklemeye değecek olan gelecekse sonunda eğer.

Rengi bile solardı düşlerdeki saçların zamanla,
tanımsız kokuları yastıklara yapışıp kalmasaydı eğer.

O büyük, o görkemli son, ölüm bile anlamını yitirirdi,
yaşanılası her şey yaşanmış olsaydı eğer.

O kadar da çekilmez olmazdı yalnızlıklar,
son umut ışığı da sönmemiş olsaydı eğer.

Bu kadar da ısıtmazdı belki de bahar güneşleri,
her kaybedişin ardından hayat yeniden başlamasaydı eğer.

Kahvaltıdan da önce sigaraya sarılmak şart olmazdı belki de,
dev bir özlem dalgası meydan okumasaydı eğer.

Anılarda kalırdı belki de zamanla ince bel,
namussuz çay bile ince belli bardaktan verilmeseydi eğer.

Uykusuzluklar yıkıp geçmezdi, kısacık kestirmelerin ardından,
dokunulası ipekten bir o kadar uzakta olmasaydı eğer.

Issız bir yuva bile cennete dönüşebilirdi belki de,
sıcak bir gülüşle ısıtılsaydı eğer.

Yoksul düşmezdi yıllanmış şarap tadındaki şiirler böylesine,
kulağına okunacak biri olsaydı eğer.

İnanmak mümkün olmazdı her aşkın bağrında bir ayrılık gizlendiğine belki de,
kartvizitinde "onca ayrılığın birinci dereceden failidir" denmeseydi eğer.

Gerçekten boynunu bükmezdi papatyalar,
ihanetinden onlar da payını almasaydı eğer.

Issızlığa teslim olmazdı sahiller,
kendi belirsiz sahillerinde amaçsız gezintilerle avunmaya kalkmamış olsaydın eğer.

Sen gittikten sonra yalnız kalacağım.
Yalnız kalmaktan korkmuyorum da, ya canım ellerini tutmak isterse...

Evet Sevgili,
Kim özlerdi avuç içlerinin ter kokusunu,
kim uzanmak isterdi ince parmaklarına,
mazilerinde görkemli bir yaşanmışlığa tanıklık etmiş olmasalardı eğer!!

 

Yorum (3) :: Yorum yaz! :: Bağlantı

30/3/2007 -

 

 

UYKUYA İHTİYACIM VAR...

Gözlerim tanrıma kapanıyo....

....yorgunum....

Yatağına uzanmıs ve boynundan öpülmüş gibi mayıstım hayatta...

Kokun üzerimde...

Yeni doğan bebek kokusu gibi...

Kendimi yitirdim gecenin içinde..

Sessizliğe bulandı bütün melekler...

Tanrılar yarattım hayallerime inansınlar diye...

Kokunun anlamsızlığı üzerimde...

Yıkadılar bedenimi...

Soğuk sulu dusta bedenimi ovalamanla eş değerde saflığın...

....YALAN....

Artık yalan kokuyorum...

Melekler dusuyo yatagıma..

İsterdimki lambamın etrafında uçuşsunlar bende isliyim...

....yalnızım....

Sonra gittiler....

Tanrılar beni terketti...

Korkuyla sevişen hayallerimi yitirdim...

...büyüdüm....

Aradım kendimi ..

Hiç doğamamısım..

Küçük bi kızın tecavüze ugrayan bedenine saklanmısım...

Nefesim bekaretini yitirdiğindeyse küçük kızı içime alıp ona hayat vermişim...

UYKUYA İHTİYACIM VAR SANIRIM

Küçük kız ruya gormek istiyo...

O adamı astığı salıncakta sallanmak istiyo...

Kokusu bebek..

Tadı masum,kızın yasadıklarına nefreti buyur ve butun tanrıları kendisi öldürür...

Aradığım o'mu bilmiyorum..

Ama kızımın ,kokusu aynı benim kokumdu..

Kan ve Bebek kokusu karışımı...

......................................................

......................................................

Hayatın geçmiş tadı burnumda tütüyor.. Bir paça ÖLÜME ihtiyacım var.....

 

 

 

Yorum (1) :: Yorum yaz! :: Bağlantı

30/3/2007 - ROLLİNG!

 

ROLLİNG!

Yokluğunda iki gün iki gece ağladı şehir

Bu sabah güneş var kemiğime teğet,

Döndün demek besbelli...

Isınmış heyecanların ocaktan alındığı gülüşler

Bir şeyler yuvarlanıyor içimde

Al yuvarlar ak yuvarları yuvarlıyor yuvalarından

Ak yuvarlar ondan al yuvarlara gıcık

Yuvarlanıyorum işte yollarında yokluğunun

Hüzzam fanteziler gölgeleniyor duvarın çatlağında

Çatlak sızıyor ömrüme, keman ağlamaklı

Konyak’la kanyak arasında mülteci yüreğim;

Aralarındaki tek fark bir harf oysa?

İşaret parmağımın ucunda rengarenk boyaların mutlu tahribatı

Kızıl kırmızı bir sızı...

Yine otobüs bekledim sabahın köründe

Körü körüne sevdalı bir sabırsızlıkla

Yine tanımadığım insanlarla tek kucak;sarmaş dolaş yollandım

Ekmeğimi kazanmaya usanmış bir gün daha,

daha başlamadan

Yine ineceğim yere gelmeden önce duracak ‘a bastım...

Herşey hep yine ise ömrümde

Yeni yıl için ne diye bu teferruat vesaire...

Kokunu özledim...

Kokmuyorsun yine!

 

Bittiğin yerde başlıyor gözlerin

Yuvarlanıyor içimdeki toprakların çatlaklarına...

İçeri düşen militan bir akşam güneşi,

Hem de kış ortasında,

Duvarda gölgen,senden habersiz;

Bu saatinde günün belli benim yörüngem...

Kokunu özledim

Kokuyorsun artık!!!!!!!....

Ve

Patikalardan yuvarlıyorum

İçinden envai çeşit fahişenin geçtiği

Çemberini feleğin.............................................................

 

Sonra;

Tam kıvamımda alıyorlar beni ateşinden

Oysa yanmadık

Kavrulmadık o kadar çok hüznüm varki

Çocuk kokularına sarmalanıp kaybolmayı bekleyen

Beklemelerle geçiyor ömrün yontusu

Dikiş tutmaz sıyrıklardan ayrılıyor et kemikten

Ve ne zaman bir bakışın

Dikilip ömrümün yoksul meydanına

Törenlere kucak açsa içimdeki buzul çağının inadına

Bir şeyler yuvarlanıyor

Boğazımdan ta yüreğime;

Şöyle dolu dolu

Deli deli şöyle...

Kokmuyorsun

Polenler ne diye yuvarlanır o zaman genzime

Ve felaket,

Asıl yağmur sonralarımda; ağlayamama nöbetlerimin

Devir teslim törenlerinde

Gözlerimden geçen bir düşünce sana dair

Ve cinai bir eylem planı ellerimde

Saçlarındaki yıldızların katline ferman

Hani diyorum şöyle:

Bir cinayet geçirmeyeli çok oldu sevdayla alakalı;içimden

İçinden bir cinayete kurban gidilen...

Yuvarlanıp gidiyoruz işte yokluğuna günceler tutup

Günlerin yetersizliğinden gizli gizli dertlenirken.......

 

Yorum (yok) :: Yorum yaz! :: Bağlantı

<- :: Sonraki Sayfa ->

Hakkımda

Sen gittikten sonra yalnız kalacağım.Yalnız kalmaktan korkmuyorumda,ya canım ellerini tutmak isterse...

Bağlantılar

• Ana Sayfa
• Profilim
• Arşiv
• e-posta

Kategoriler

Arkadaşlarım

• tanterosa
• ruhsuzbeden
• emelsen
• kaan varol
• mai siyah
• Mc Murtaza
• qronikcaplonbaa
• mikrobuzz
• playitagainsam
• neefreth
• psiqolady
• ayingozyaslari
• sfumato